İLKO İlaç, lojistikte başarıyı üç temel üzerine kuruyor
19/06/2026 - 11:03:00
İLKO İlaç, 120 milyon kutuluk üretim altyapısı, 40’tan fazla ülkeye uzanan ihracat ağı ve dijital izlenebilirlik sistemleriyle ilaç lojistiğinde veriye dayalı yönetim modelini güçlendiriyor. İLKO İlaç Satın Alma Direktörü Erhan Tosun, ilaç lojistiğinde başarıyı öngörülebilir güvenilirlik, GDP uyumu ve dijital izlenebilirlik olmak üzere üç temel ayak üzerine kurduklarını belirterek; IoT tabanlı sıcaklık takibinin genişletilmesi ve yapay zekâ entegrasyonunun öncelikli hedefler arasında yer aldığını ifade etti. Tosun, 2025’te alınan ISO 50001 sertifikasıyla desteklenen enerji verimliliği yaklaşımı ve soğuk zincir altyapısının biyoteknoloji ve onkoloji ürünleri odağında güçlendirileceğini de vurguladı.
İLKO İlaç olarak; modern tıbbın ihtiyaç duyduğu ileri teknolojileri kullanarak, insanların yaşam kalitesini artıran ve hayat kurtaran ‘yenilikçi’ ürünleri kullanıma sunarak, tüm üretim ve Ar-Ge yatırımlarımızla; küresel rekabette öncü bir şirket olmayı hedeflemekteyiz. 50 yılı aşkın birikim ve tecrübemiz ile faaliyetlerimizde katma değerli ürünlere odaklanırken biyoteknolojik ilaç geliştirme çalışmalarını İLKOGEN firması, high potent ürünlerin üretim faaliyetlerini İLKOPOL firması ve tüketici sağlığı alanındaki faaliyetlerimizi ise WELLCARE markası ile yürütmekteyiz. Kardiyovasküler sistem, merkezi sinir sistemi, sindirim sistemi, solunum sistemi, kas ve iskelet sistemi, immünoloji, endokrinoloji, enfeksiyon hastalıkları, metabolizma, nadir hastalıklar ve akut ürünler başta olmak üzere bütün majör tedavi alanlarını kapsayan geniş bir ürün portföyüne sahibiz.
Anadolu’daki en büyük ilaç üretim yatırımı olan ve 120 milyon kutuya ulaşma altyapısına sahip İLKO İlaç Üretim Tesislerimiz, başta GMP, ISO 13485, FDA, PIC/S olmak üzere ISO 45001, ISO 14001, ISO 27001, BS 10012, TSE Covid-19 Güvenli Üretim Yeri ve Sıfır Atık sertifikalarına sahiptir. İLKO İlaç Üretim Tesisleri, 2013 yılında T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından ‘Türkiye'nin En Temiz Sanayi Tesisi’ seçilmiştir.
İLKO İlaç olarak ileri teknoloji odaklıyız ve Türkiye’de ilk ve tek olan üretim teknolojilerine sahibiz. ‘Geciktirilmiş salım sağlayan Core-In Tablet Teknolojisi’ (Kronofarmasötik Ürün) ile MUPS (Multiple Unit Pellet System/Çoklu Ünite Pellet Sistemi- Mikropellet Teknolojisi) Tablet Teknolojisi sadece İLKO İlaç’ta bulunmaktadır. Güçlü bir Ar-Ge yapısına sahibiz ve iki ayrı Ar-Ge Merkezimiz bulunuyor. Hacettepe Teknopark içinde yer alan 2.600 m2 kapalı alanlı İLKO Argem Ar-Ge Merkezimizde küçük moleküllü jenerik ürünlerin yanı sıra ileri teknolojiye dayalı ve katma değerli ürünlerin geliştirilmesi için çalışmalar yürütülüyor.
2015 yılında kurulan ve Türkiye’nin ilk biyoteknoloji Ar-Ge Merkezi olan İLKO Argem Biyoteknoloji Merkezimiz ise rekombinant DNA teknolojisi araç olarak kullanılarak biyoteknolojik ilaçlar geliştirmek üzere faaliyetlerini sürdürüyor. İlk aşamada kanser ve kansere bağlı hastalıklara yönelik olarak biyoteknolojik ürünler geliştirme hedefindeki merkezimizde halen biyoüstün, biyobenzer ve yeni nesil biyoteknolojik ürünler üzerine Ar-Ge ve klinik çalışmalar yapılıyor.
İLKO İlaç olarak, sektörünün en çok Ar-Ge harcaması yapan şirketlerinden biriyiz ve bugüne kadarki yatırım miktarımız 54 milyon Euro’nun üzerindedir. CIS, Ortadoğu, Balkanlar, Uzakdoğu, Afrika ve Latin Amerika bölgelerinde bulunan 40’ın üzerinde ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz. İhracat ağımızı daha da genişletmek üzere 16 yeni ülke ise hedeflerimiz arasında yer alıyor. Yanı sıra global firmalarla stratejik ortaklıklarımız istikrarlı bir şekilde büyümeye devam ediyor.
‘LOJİSTİK SÜREÇLER KALİTE SİSTEMİMİZİN UZANTISI’
İlaç sektöründe lojistik süreçler yalnızca operasyonel verimlilik değil, aynı zamanda hasta güvenliği ve ürün bütünlüğü açısından da kritik önem taşıyor. İLKO İlaç olarak ilaç lojistiğini nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce sektörde başarının temel kriterleri nelerdir?
İlaç lojistiği hem operasyonel hem de felsefi olarak diğer sektörlerin lojistik anlayışından köklü biçimde ayrışır. Taşınan nesnenin bir ‘ürün’ değil, aynı zamanda bir tedavi unsuru olduğunu hiçbir zaman akıldan çıkarmamak gerekir. Bu bakış açısı doğal olarak her şeyi değiştirir; depolama koşullarındaki milimetrik sapma, bir kamyonun gecikmesi, bir etiket hatası gibi… Tüm bunların nihayetinde hasta güvenliğine doğrudan yansıması var. Biz İLKO olarak ilaç lojistiğini salt bir operasyonel fonksiyon olarak değil, kalite sistemimizin ayrılmaz bir parçası olarak değerlendiriyor ve yürütüyoruz. Bu perspektifin somut karşılığı şudur: İLKO İlaç Üretim Tesisleri yukarıda belirttiğim üzere ondan fazla uluslararası sertifikasyona sahiptir ve bu standartları yalnızca belge düzeyinde değil, üretimden sevkiyata kadar tüm süreç boyunca içselleştirmiş şekilde uygularız.
Sektörde başarının temel kriterleri dediğimizde benim aklıma ilk gelen şey ‘öngörülebilir güvenilirlik’tir. Önemli olan; yalnızca bugün sorunsuz çalışmak değil, kriz dönemlerinde ve beklenmedik aksamalarda da istikrarı koruyabilmektir. Bunu sağlamanın yolu güçlü bir tedarikçi yönetimi, net KPI sistemleri ve uçtan uca izlenebilirlikten geçiyor. İkinci kriter GDP uyumuna gerçek anlamda bağlılıktır. Kâğıtta uyumlu gözükmeyi değil, operasyonun her noktasında bu standartları içselleştirmiş bir kurumsal kültürden bahsediyorum. Üçüncü kriter ise dijital izlenebilirlik. Hangi ürün, hangi araçta, sıcaklık koşulu, saat kaçta neredeydi gibi.
Üretimden depolamaya, sevkiyattan nihai teslimat noktasına kadar uzanan süreçte ürün güvenliğini ve izlenebilirliği nasıl sağlıyorsunuz? Özellikle sıcaklık kontrolü, veri takibi, GDP/GMP uyumu ve kalite standartları açısından nasıl bir sistem yürütüyorsunuz?
Sürecin tamamı SAP entegrasyonuyla yönetilmektedir. Hammadde ve ambalaj malzemesinin girişinden başlayarak — Kalite Kontrol Departmanı'nın numune analizi, kabul/red onayı, stok girişi gibi — her adım kayıt altına alınır. Satış taleplerine dayalı üretim planlaması, iş emirleri, tartım otomasyonu, üretim süreçleri ve nihai kalite onayına kadar her aşama SAP üzerinden takip edilir. Bu entegrasyon sayesinde süreçler arası iletişim sürekli hâle gelir ve olası aksaklıklar minimize edilir.
Bitmiş ürünlerin sevkiyatı ise İLKO İlaç Takip Sistemi ile gerçekleştirilir. Her ürün karekodlarıyla izlenebilir durumdadır; onlarca kontrol parametresi ve algoritmasından oluşan bu yapı, doğru ürünün doğru miktarda ve doğru müşteriye ulaşmasını güvence altına almaktadır.
Sıcaklık kontrolü tarafında depolarda onlarca datalogger sürekli çalışır; sıcaklık ve nem değerlerindeki her sapma anında alarm üretir ve yetkilileri uyarır. Sıcaklığa duyarlı ürünler için 2–8°C soğuk oda kapasitesi planlanmış durumdadır ve bu altyapı dijital izleme sistemleriyle desteklenmektedir.
GDP uyumu açısından ise lojistik süreçlerimiz düzenli iç denetimlerle gözden geçirilir. Çalıştığımız taşıyıcı ve depo firmalarından da aynı standartlara uyum beklenir; bu da yaptığımız sözleşmelerin ve iş birliklerimizin temel koşuludur.
İŞ ORTAKLIĞI VE UÇTAN UCA KALİTE ODAKLI LOJİSTİK YÖNETİMİ
Depolama, dağıtım ve taşımacılık süreçlerinde nasıl bir lojistik yapılanma kullanıyorsunuz? Lojistik hizmet sağlayıcılarınızı seçerken hangi kriterleri ön planda tutuyorsunuz?
İLKO İlaç olarak lojistik süreçlerimizde hem yurt içi dağıtım hem de uluslararası sevkiyat için uzmanlaşmış iş ortaklarıyla çalışıyoruz. Sağlığa hizmet sunduğumuz için lojistik süreçlerini kalite sistemimizin uzantısı olarak konumlandırıyoruz. İnbound lojistikte ise önemli bir dönüşüm süreci yaşadık. Depo operasyonlarımızda dar koridor makineleri, akülü sipariş toplayıcılar, üç yönlü istifleyiciler, palet changerlar ve otomatik yükleme-indirme rampaları gibi ileri teknoloji ekipmanları kullanıyoruz. Bu sistemler işgücü ihtiyacını önemli ölçüde azaltırken hata payını da minimize ediyor; aynı zamanda süreç şeffaflığını artırarak olası bir problemin hangi aşamada ve nasıl meydana geldiğini kolaylıkla tespit edilebilir kılıyor.
Outbound lojistik partner seçimimizde GDP sertifikasyonu bizim için kritik önem taşıyor. Bunun yanı sıra operasyonel süreklilik kapasitesi, gerçek zamanlı dijital izlenebilirlik sunabilme yetkinliği ve sıcaklık kontrollü taşımacılıkta araç kalitesi bizim için belirleyici unsurlardır. Regülasyon uyumu açısından da regülasyon gereklilikleri ve uluslararası sevkiyatlarda ilgili ülke mevzuatına hâkim partnerleri tercih ediyoruz.
İLKO İlaç bugün 40’ın üzerinde ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Uluslararası ilaç lojistiğinde karşılaştığınız temel zorluklar neler? Farklı ülke regülasyonları, gümrük süreçleri ve kalite standartları operasyonlarınıza nasıl yansıyor?
İLKO olarak bugün CIS, Ortadoğu, Balkanlar, Uzakdoğu, Afrika ve Latin Amerika'yı kapsayan 40’ın üzerinde ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz; farklı global partnerlerle çalışıyoruz. Bu coğrafi genişlik hem büyük bir fırsat hem de ciddi bir operasyonel karmaşıklık anlamına geliyor.
En temel zorluk, her ülkenin farklı regülasyon yapısına sahip olmasıdır. Aynı ürün için farklı ülkelerde farklı ruhsatlandırma süreçleri, farklı ambalajlama ve etiketleme standartları, farklı GDP yorumlamaları geçerli olabiliyor. Bunu yönetmek için ilgili ülkelerin politika ve regülasyonlarını derinlemesine analiz eden, saha ziyaretleri gerçekleştiren alanında uzman kişilerden oluşan bir İhracat Direktörlüğü yapımız var.
Gümrük süreçleri de diğer kritik bir nokta. İlaç sektöründe gümrükte bekleyen bir kargo yalnızca bir gecikme değil, özellikle sıcaklığa duyarlı ürünlerde potansiyel bir ürün bütünlüğü riski anlamına gelebilir. Bu nedenle yerel prosedürlere gerçek anlamda hâkim iş ortakları ile çalışmamız zorunlu hale geliyor.
Avrupa pazarına açılım hedefimiz kapsamında Malta Otoritesi üzerinden DCP (Decentralized Procedure) yöntemiyle başvurumuzu yaptık; 2027 yılında Malta, Bulgaristan ve Letonya pazarlarında yer almayı öngörüyoruz. Bu süreç, Avrupa regülasyon standartlarının getirdiği belgelendirme yükünü birebir deneyimlediğimiz bir alan oluyor.
YAPAY ZEKAYI İŞ SÜREÇLERİNE YAYACAK
İLKO İlaç son yıllarda üretim, biyoteknoloji ve Ar-Ge alanlarında önemli yatırımlar gerçekleştirdi. Önümüzdeki dönemde lojistik ve tedarik zinciri tarafında hangi yatırımlar öne çıkacak? Dijitalleşme, otomasyon, depo teknolojileri ve sürdürülebilir lojistik alanlarında hedefleriniz nelerdir?
Dijitalleşme tarafında önceliğimiz uçtan uca görünürlük. Dijitalleşme alanında şirket içinde farklı departmanların katılımından oluşan bir komitemiz var ve bu komite şirketin tüm dijitalleşme ihtiyaçlarını 360 derece değerlendiriyor. IoT tabanlı sıcaklık izleme altyapımızı daha da genişletmek gündemimizde. Bununla beraber Yapay Zekâ kullanımının şirket içinde, iş süreçlerinin entegrasyonu konusunda katkısının arttırılması da ana hedefimiz.
Sürdürülebilirlik ise diğer bir stratejik önceliğimiz. Sürdürebilirlik özelinde çalışan şirket içinde farklı bir komitemiz var. Enerji verimliliği alanında ISO 50001 sertifikasını 2025 yılında aldık, karbon salınımını azaltmayı ve çevresel etkiyi minimize edecek depo sistemlerine yatırım yapmayı önümüzdeki dönemde hedefliyoruz. Nitekim İLKO İlaç Üretim Tesisleri daha önce T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından "Türkiye'nin En Temiz Sanayi Tesisi" seçildi; bu anlayışı lojistik süreçlerimize de taşımak doğal bir devam adımı.
Biyoteknoloji ürünlerinin portföyümüzdeki ağırlığının artmasını hedeflediğimiz için, soğuk zincir altyapısının da bu ürün sınıflarının gerektirdiği hassasiyete uygun biçimde güçlenmesi kaçınılmaz olacak, ayrıca bu konuda da yoğun bir biçimde çalışıyoruz. İLKOPOL'ün onkoloji alanındaki üretimleriyle birlikte bu gereksinim daha da somutlaştı; lojistik yatırım kararlarımızı bu gerçekliği merkeze alarak şekillendiriyoruz.
KESİNTİLERE KARŞI TAMPON KAPASİTE STRATEJİSİ!
İlaç lojistiğinin bugün karşı karşıya olduğu sorunların hem makro hem de üretici perspektifinden değerlendirilmesi gerektiğini belirten İLKO İlaç Satın Alma Direktörü Erhan Tosun, sektördeki en büyük yapısal problemin maliyet-kalite dengesi olduğunu söyledi. Kaliteden taviz vermenin mümkün olmadığını vurgulayan Tosun, enerji, taşımacılık ve iş gücü maliyetlerinde yaşanan artışların sektör üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu ifade etti. Özellikle bu yıl devam eden Ortadoğu krizinin petrole erişim konusunda zorluklar yarattığını belirten Tosun, bunun hem nakliye imkânlarına erişimi zorlaştırdığını hem de navlun ücretlerinde önemli artışlara neden olduğunu kaydetti. Söz konusu maliyet baskısının lojistik hizmet sağlayıcılarından ilaç üreticilerine kadar tüm zincire yansıdığını ifade eden Tosun, üreticilerin bu artışları sınırlı fiyat esnekliğiyle karşılamak durumunda kaldığını söyledi.
Tedarik zinciri kesintilerinin sektör için yeni bir durum olmadığını belirten Tosun, bu tür aksaklıkların her zaman olası bir senaryo olarak değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. İLKO İlaç olarak bu anlayışla hareket ettiklerini belirten Tosun, şirket bünyesinde beş yıllık kapasite planlaması yaptıklarını ve yatırım kararlarını maksimum yüzde 80 doluluk oranını aşmadan hayata geçirdiklerini ifade etti. Bu yaklaşımın hem üretim hem de depolama tarafında tampon kapasite oluşturduğunu kaydeden Tosun, ani talep artışları ve tedarik sorunlarına karşı daha esnek hareket edebildiklerini dile getirdi. Regülasyon baskısının da her geçen gün arttığını belirten Tosun, bu durumun doğru yönetildiğinde sektör paydaşlarının gelişimine katkı sunduğunu, yanlış yönetildiğinde ise operasyonel yük oluşturduğunu söyledi. Sektörün geleceği açısından en kritik unsurun nitelikli insan kaynağı olduğunun altını çizen Tosun, teknolojinin hızla gelişmesine rağmen soğuk zincir süreçlerini bilen, GDP gerekliliklerine hâkim ve kriz yönetimi konusunda yetkin çalışanların hâlâ sektörün en kırılgan noktalarından biri olduğunu ifade etti. Veri standardizasyonunun da sektörün öncelikli gündem maddeleri arasında yer alması gerektiğini belirten Tosun, farklı sistemlerin birbiriyle entegre çalışamamasının gereksiz maliyetler yarattığını söyledi. Tosun, sektör genelinde veri standartlarının geliştirilmesinin entegrasyon maliyetlerini azaltacağını ve operasyonel verimliliği artıracağını sözlerine ekledi.
